osho-dhara

Belgeseli yeni seyretme fırsatım oldu. Sonra aratıp bakınca Cüneyt Özdemir isimli muhteremin yaptığı videoyu gördüm.  Bu zat-ı muhterem Wild Wild Country (Vahşi Kırlar) Belgeselini tek seferde seyredip, çektiği videoda ’ İşte bunlar hep tarıkat tasavvuf yüzünden çıkıyor. Tarıkatlar zaten bu yüzden kötü. Ben de bunu ezelden bildiğim için bu tür kurumların kapısının önünden bile geçmedim.’ diyerek laf ebeliği yapmış. Yazıktır. Kapısının önünden bile geçmedim diyerek gururlandığın bir kurum hakkında bu derece pervasız konuşmak aptallık değil de nedir bilmiyorum. Her türlü mevzuyu gazeteci olarak araştırmak için girip çıkmadığın bir yer kalmamışken hatta bu durumla iftihar ederken dönüp kulaktan dolma bilgilerle cahil insanların kendilerine benzemeyenlere korku ve önyargı ile yaklaşmalarının yeni bir örneğini vermiyorsun da ne yapıyorsun aceba?

Asıl adı Bhagwan Shree Rajneesh olup Osho denen şahsın kurduğu komün hayatının dinle diyanetle ilgisi olmadığı zaten aşikar.  Hayatındaki manevi boşluğu dolduramamış, ömrü çalışmakla geçmiş, dinden uzak bir yaşantıya sahip kesimin zaaflarını ve bizatihi kendilerini kullanarak yeni bir dünya tasavvurunu hayata geçirmeye teşebbüs etmiş sapık bir lider olarak tanımlanabilir. Diyelim ki yaptığın yanlış benzetmeler bütün yanlı ve hatalı kanaatlerinin hepsi doğru ‘vurun abalıya’ üslubunu kullanarak, genelleme yapman her vakit savunduğunuz objektif gazetecilik ilkesinin neresine sığıyor?

Allah dostları, anadolu erenleri olmasaydı şu an hiçbirimiz bu topraklarda dolaşıyor olamazdık. Her şeyin ve herkesin olduğu gibi Allah yolunun istismarcıları, haramileri, üç kağıtçıları olabilir. Ama bir şeyin sahtesinin olması gerçeğini bağlamaz. Erenler görmeyi bilen temiz kalpli insanlar için kınından çıkmış kılıç misali öteki alemden tasarruflarına devam etmekte ve rüya yoluyla kerametler göstermektedirler. Tasavvuf ve tarıkatlara toptancı bakış ile yaklaşan cühela tayfasının, ehli küfürden sonra en fazla acıdığım güruh olduğunu söylemem lazım. Zira incinin sahtesi var diyerek gerçek incinin güzelliklerinden mahrum olarak kendi karanlıklarında ömür tüketiyorlar. Acınası bir durum..Hatta bunlara es kaza ‘incim var.’ desen inciye olan düşmanlıklarından sana da düşman oluyorlar.. Bağnazlık bu değilse ya nedir?

Başa dönersek Osho ve takipçilerinin tarıkatlar şöyle dursun dinle bile bir ilgisi söz konusu olamaz. Hayallerinin peşinden koşan özgür bir cinsel hayat yaşamak isteyen, toplum ve ahlak kurallarının hemen hiçbirisini benimsemeyen kimselerin bir araya gelerek sıfırdan inşa ettikleri şehirlerinde kuralsız bir hayatı yaşama tecrübesinin, bulundukları ülke olan Amerika’da halk ve yetkililerde oluşturduğu ciddi rahatsızlığın anlatıldığı ilginç bir belgesel. Orjinal adı Wild Wild Country olup, 6 Bölümden oluşan belgeselde komünlerinde ne denli ahlak dışı bir hayat yaşadıklarının ispatı niteliğinde rahatsız edici bazı görüntüler içerdiğini peşinen söylemem icab eder. 1980’li yılların başında kır bayır bir arazide uçak pisti, barajı olan, elektirik ve su tesisatı döşedikleri, akıllı sulama sistemlerini kullanarak tarım yapıp kendi ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü temin etmeyi kısa bir sürede başardıklarını çektikleri kamera görütülerinden seyredince azimleri ve çalışkanlıkları noktasında hayret ve hayranlık duyduğumu itiraf etmem lazım.

17 Yaşındayken yanına gelip, Osho denen zatın sağ kolu olan Ma Anand Sheela hanımın liderlik noktasında Osho’dan fazla etkin olması ve komünü her daim gülümseyen yüzü ve insana güven veren sesiyle nasıl zekice yönettiği hususu akılda kalan ve düşünülesi bir durum. Çünkü derin devletin topluluğu ortadan kaldırma operasyonunda ilk uzaklaştırılan yine bu işbilir ve zeki hanım ile ekibi oluyor. Osho içeriden uyuşturucu bağımlısı bir kişiliğe dönüştürülüp iyice dengesiz bir tablo çizmeye başlıyor. Hatta ölümünü bile planlaması ve bunun için ilaçların kısa sürede temin edilmesi aslında bu topluluğu ayakta tutanın Osho değil Sheela olduğu gerçeğini belgeler nitelikte.

Herşeyi aşağı yukarı kısaca özetledim ama seyredince bana hak verecek ve benim fark edemediğim hususları görme şansı yakalayacaksınızdır ümid ediyorum. Şimdiden iyi seyirler..

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ
Reklamlar

1671426_1920x1080

Sağ olsunlar bize bir aşure getirdiler geçtiğimiz yıllarda. İçine bir gram şeker koymamışlardı. Mübalağa etmiyorum. Sağlıklı olması için böyle yapmışlar. Allah’tan 4 kişiyiz. 4 Yemek kaşığı kadar bir ölçüyle getirmişler. Bir şeyi az getirdikleri için hiç bu kadar sevinmemiştim.

Bir de ben ufakken annem misafirlere aşure yapmış herkese aşure ikram ediyorum. Bir kız başını yerden kaldırıp yüzüme bile bakmadan ‘Ben aşure almayayım.’dedi. Ben de kalabalıkta yetmeyecek diye düşünüyor sandım önce. ‘Yok herkese var. Lütfen buyrun.’ dedim. Kız ‘Yok istemiyorum.’  dedi. Ben bir aşuresever olarak halen kızın yetmeyecek endişesi taşıdığını sanarak ‘Lütfen alın herkese hepimize var.’ diyerek ısrar ettim. Kız demez mi?’ Ben aşure sevmem. Hiç yemem.’ Ben hayatımda hiç aşure sevmeyen bir insan görmediğim için kızın şaka yaptığını zannettim bu defa. Çünkü bu hanım kardeşimiz neden bilmem hala yüzüme bakıp konuşmuyordu. Herhalde kalabalık bir cemaatle zoraki gelmiş olup üstelik sevmediği bir tatlının ikram edilmesi gibi bir durum onu ortama mesafeli bir hale sokmuştu. Allahu Alem! Kızın şaka yaptığını falan sandım. Yine ısrar ettim. Baktım ciddiymiş.

Gerçekten çok şaşırmış ve hayal kırıklığı yaşamıştım.Bir insan, normal aklı başında bir insan evladı nasıl olur da Aşure gibi özel güzel bir lezzeti sevmez yemez. Bir türlü çözememiştim. Var böyle ilginç insanlar. Yemeyin siz yemeyin. Sizin payınız bir sevene düşer en azından. Aşureye yazık zaten. Senede bir defa güç bela yapılan Peygamber yemeğini beğenmemek yememek nasıl bir nasipsizlik düşünmek için akıl izan lazım.

Aşure gününüz mübarek olsun efendim.

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ

s-8d8ed48efc555c4b11aa12e8cbca934000ea9d28

Osman Müftüoğlu’nun NTV’deki programlarını YouTube’dan takip ediyorum. ‘Bayramlar hariç tatlı yemeyin, günde bir meyve hariç meyve tüketmeyin, ölmeyecek kadar yemek yiyin, biraz fazla yerseniz de günde atacağınız asgari 5000 adıma 2000 adım daha ekleyin.’ diyor. Ben de oturduğum yerden hem anlattıklarına sinir oluyor hem de tatlı ve meyve yiyiyorum. Anlattıklarına göre herhangi bir kronik hastalıktan dünya değiştirmem çok yaklaştı. Şimdiden kendime Allah rahmet eylesin demek istiyorum. Neyse tombul ve ağzının tadını bilen atalarımız ne demiş? ‘Atın ölümü arpadan olsun.’ Olsun be. Aç ve mutsuz öleceğime, tok ve erken ölmeyi yeğlerim. Hadi bana müsaade..

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ

Sıcak Çok Sıcak…

Yayınlandı: Temmuz 18, 2018 / Karalamalar

hava-sicakligi-karikaturu-vacip-orger

Bilgisayar kasası, evcil hayvan, ampul hatta insan nefesi gibi kışın ısınmaya hiçbir katkısı olmadığını kesin olarak bildiğimiz bazı araçların ortamdaki havayı birkaç derece yükselttiğine inanmaya başladığımız şizofrenik günlerdeyiz. Rabbim hepimizin yardımcısı olsun. Bu sıcak günlerde yaşadığımız sıkıntıları günahlarımız nedeniyle hak ettiğimiz cehennem ateşine kefaret olarak saysın. Amin!

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ

Erenlere Selam Olsun..

Yayınlandı: Haziran 21, 2018 / Karalamalar

Gelecek endişesi ne kadar boş aslında..” Bir bitmeyecek şevk verirken beste, Bir tel kopar ahenk ebediyyen kesilir” diyor ya Yahya Kemal Beyatlı, aniden Azrail (AS) gelip emaneti teslim alıp yerine iade ediveriyor. Sevenleri gözyaşlarıyla naçar sıranın onlara geleceği güne kadar hay huyla geçirecekleri ömürlerine belki birkaç gün, belki birkaç ay hiç olmadı birkaç yıl sonra geri dönüveriyor. Taki kapının çalınma sırası onlara gelinceye dek.

Şu alçak dünyanın alçak nimetlerini ne çok seviyoruz. Ne çok önemsiyoruz. Yazık bize..’Yarın ne yaparım?’, ‘Öbür gün ne ederim?’ Onu yeme sakla. Bunu harcama biriktir. Hücceten gelecek meleğin ‘ırcii’ emrini sorgusuz yerine getirteceğini hiç düşünmüyoruz.

Dün gülümseyen simasıyla hatırlayacağımız bir hocaefendiyi ansızın uğurladık. Bir alimin dünya değiştirmesi hangi yaşta olursa olsun erken sayılacaktı. Ama onun vedası sanki biraz daha erkendi. Tabi sadece bizim için. Çünkü her ruh içindeki cevher nispetinde erişebileceği tekamül mertebesine ulaşmadan canı alınmayacak bunu biliyoruz. Ve o mertebeye ulaşanların da bu deni dünyada fazladan kalması eziyetten başka bir şey olmasa gerek. Rabbim Peygamber Efendimize komşu olan bahtiyarlar zümresinden eylesin. Amin!

Ani gelen irtihal haberleri 4 Şubat 2001’de yaşadığımız acıya geri götürdüğü için olsa gerek, yaramızın geçen uzun zamana rağmen aslında ne denli taze olduğunu bir daha idrak etmemize vesile oluyor.

Erenlere Selam Olsun..

j  j  j

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ

canstockphoto14766507-300x300

Ah nerede o eski Ramazanlar.. Saat 5 dedi mi akşam ezanı okur hatta top patlar biz de paçamızı büzmeden gelen iftara koşar adım yetişmeye çabalardık. Çok güzel günlerdi. Acıkmak şöyle dursun. Susamıyorduk bile. Hem mevsim kıştı. Uzun ve bereketli gecelerde hem teravih kılar, hem uyur, hem de geniş vakitlerde rahat rahat misafir ağırlardık. Yeni nesil bilmez bunları.. Çok güzel günlerdi çok. Yaz Ramazanları bendenizin çocukluk yıllarına denk geldiği ve o vakitler şimdiki gibi kavurucu yaz sıcakları olmadığından mütevellid, yaz Ramazanlarının ne olduğunu öğrenmek bu zamana kaldı.  Şimdi daralan vakitlerde iftar ile sahuru cem ediyor, arada teravihe koşuyor, üstüne bir de misafir ağırlamaya uğraşıyoruz. Rabbim hepimize güç kuvvet ihsan eylesin. Amin! Biz akşam ezanının 5’te olduğu yıllarda fark etmeden tekne orucu tutuyormuşuz da haberimiz yokmuş. Ah nerede o eski Ramazanlar ah! Çok özlüyorum. İple çekiyorum sonbahar- kış mevsimine denk gelecek Ramazanları..  Hadi bana müsaade!

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ

politicaghg

Herkes millet vekilliği gibi veballi bir işe aday adayı olmak için uğraşa dursun, ben de “İnternette Faydalı ve Lüzumlu İşler” vekilliği aday adaylığına başvurmayı düşünüyorum. Nereye müracaat edeceğimi bildirmeniz halinde yakınlarınız ileride (öteki alemde) sizi iyi bir yerlerde görmeleri mümkün hale gelebilir. Neticede herkesin bir masa, bir koltuk , olmadı bir sandalye kapma yarışı kabir kapısına kadar sürüp gideceğe benziyor.. Ben de tabureye talip olayım bari diyorum. Çok mu bir şey istiyorum yani?

Şaka bir yana..Aday olmakla, oy atmakla milletin hatta ümmetin dertlerini çözeceğini sananlara sesleniyorum. Merhum Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Efendi bir sohbetinde ‘ Herkes kendi kapısının önünü süpürse bütün dünya temizlenir.’ diyerek önemli bir noktaya işaret etmişti. Kişi evvela kendisini ahlaken ve muameleten düzelttikten sonra ailesini intizama sokup, halka halka çevresindekilere açılmadan, dünyayı düzeltmeye kalkarsa temel kurmadan bina dikmeye kalkmış olur ki diktiğini sandığı bina yapılmadan yıkılmaya mahkum olur.

Önce bizim iyi müslüman olmak için gayret göstermemiz, helal ve harama, kul hakkına riayet ederek toplumda örneklik teşkil etmeye çalışmamız lazım ki gereken lüzum üzerine, millet zat-ı alinizi kendisini yönetmeye ehliyetli kişi olarak görsün ve arasından aday göstersin.  İslamiyette vazifelere talip olunmaz, vazifeler ehline tevdi edilirler. Vazifeyi emaneten alan da hizmet etme şuuru içerisinde hareket eder ve bayrağı bir sonrakine verinceye kadar didinir durur.

Herkes kendi sahasında işinin hakkını vererek yapmaya çalışması halinde toplum kendiliğinden düzelme yoluna girebilecekken, tepeden inme yöntemlerle birilerinin başa geçmesi yoluyla, dünyanın düzeleceğini sananlar tarihi gerçeklerden habersiz insancıklar olmalılar.  Ümmeti olmayan bir peygamber, ordusu olmayan bir kumandan düşünülemez. Birisinin veyahut birilerinin gelip dünyayı kurtaracağını beklemek yerine önce kendini kurtarmak lazım. Kendisini ailesini nizama sokamamış kimseler, bozuk insanların çoğunlukta olduğu bir düzenle başa çıkamayıp, düzenin bir parçası olacaklarını kestirecek basiret ve ferasatten uzak olmaları bile içler acısı vaziyetlerini özetler mahiyette.

Son sözleri Efendimiz (S.A.V)’e bırakalım.

 كما تكونوا يُوَلَّى عليكم  “Kemâ tekûnû yuvella aleyküm” Nasıl olursanız, öyle idare edilirsiniz. (bk. Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, 6/89)

“A’malüküm ummalükum” (amelleriniz yönetcilerinizdir, onlar sizlerin eseridir) (bk. Acluni, I / 146, II / 127)

Rabbim hepimize hidayetler ihsan eylesin. Amin!

 

Zαнidє Bαşαк

ღ____________ ♥ღϠ₡ღ♥____________ღ